Hayallerimde hep aynı yerdeyim!

Hayallerimde hep aynı yerdeyim!

Ufak, salaş bir Ege tavernası… Denizin kenarında, kumların üstünde… 3-5 masa sadece. Balkabaklarının deliklerinden renkli ışıklar yayılıyor. Güneşin batmasına hem az hem de çok var. Uzaktaki adaları henüz ışıkları yanmadan bile görebiliyorsun.

Uzun ve ince bardak seslerine sadece dalga sesi eşlik ediyor. Yanımızda kim mi var? Söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama bir elin parmağını geçmeyecek kadar dost. Hani bir araya gelince hem geçmişi hem de anı paylaşabildiğin…

Eksik var tabii, eksilmeden anlamıyor ki insan yanındaki dostların kıymetini. Gelmişe geçmişe kalkmadan iliklerinde hissedemiyor ki o anason kokusunu. Kalan sağlar bizimdir demeden gelemiyor ki kendine. Başlayamıyor yeni başlangıçlara.

Bu kadehte, gelecek günlere…

Ruhun gıdasıdır, müziksiz olur mu hiç! Benim kulağımda bir şarkı var ama beğenir misiniz bilmem. Hayalime en güzel o eşlik ediyor bence. Yazıyı bir de böyle okuyun derim. Söyleyemediğim sözleri, en uç noktalarda hissedebildiğim duygusuyla…

“tha anavo me tsigara // tha sbino me pota… // tora pou pira ti lahtara // stahti na yinoun ola pia!”

Bu aralar hepimizde aynı duygular, aynı cümleler… “ Kaçıp, gidesim var buralardan!” İşte böyle anlarda benim aklıma hep bu sahne geliyor. Henüz yaşayamadığım, yaşamışsam bile aynı tadı alamadığım bu sahne. Ya duygular yanlışmış ya da yanımdaki insanlar…

Kaçıp gitmek değil de belki uzaklaşmak gerekiyor bir miktar. İç sesimizi duymamaya başladığımızda, mevsimlerin sadece geçen zamandan ibaret olduğunu hissettiğimizde…

Yazı sadece 15 günlük tatil, sonbaharı ne giyeceğim derdi, kışı çok yağan kar, ilkbaharı yazın habercisi olarak görmeye başladığımız an… Kendinden, bulunduğun ortamdan uzaklaşmak… ben ne yapıyorum böyle diye düşünmek için uzaklaşmak…

Siz ne yapıyorsunuz? Bu kışta böyle geçsin, bitsin çabucak diyip, zaman mı öldürüyorsunuz? Tıpkı benim bu aralar yaptığım gibi… Eleştirdiğim siz değilsiniz, hepimize söylüyorum. Bu kışın çabuk bitmesini isteyecek kadar uzun hayatlar mı yaşıyoruz? Daha kaç kış veya ilkbahar görüceğiz? Kim bilebilir ki…

Bu hayat koşturmasında unuttuğumuz ise anlarımızı yaşamadığımız sürece hiçbir günün, mevsimin, yılın değeri olmayacağı. Hatta geçen ömrün!

Şimdi bırak elindeki işleri. En azından sadece 15 dakikanı kendinle geçir. İç sesini susturmaktansa, dur ve dinle onu! Ondan daha iyi kimse bilemez, anlayamaz seni.

Kendini dinle, anı yaşa ve en zor anında bile olmak istediğin yerde ol. Hayallerini kullan. Unutma, hayaller ile ancak yaşadığın monotonluktan kurtulabilirsin. Bir hayal ile başlat yeni hayatını. Bırak değişmesin koşullar, sen değiş.

Ünlü bir astrologdan duymuştum, ne demek istediğini bugün iç sesimi duymaya çalışırken daha iyi anladım.

“Hikayeni değiştiremezsin ama hikayenin anlatım şeklini değiştirebilirsin.. İşte o zaman dünyan değişir!”

 

Prev Yeni Ürün Alarmı: Make Up For Ever PRO SCULPTING Serisi
Next Süper Besin: Chia Tohumları

About Author

Admin

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Comment